KUDÜS İMTİHANIMIZ

Bazı mekanlar vardır, insanlık tarihine yön veren, insanlık kadar kıymetli…

Her şeye asıl değerini verenin kıymetlendirdiği mekanlar…

İnsanlık içerisinden en seçkinlerin yurt tuttuğu ve ila-yı kelimetullahla insanların, etrafında mesken tuttuğu mekanlar…

Kudüs gibi, Mescid-i Aksa gibi…

Arzın sahibinin ümmete ilk kıble tayin ettiği, önderimiz, peygamberimiz Hz Muhammed’in yöneldiği, bir gece yürütüldüğü, etrafı mübarek kılınan Mescid-i Aksa…

Allah Rasulü vefat ettikten sonra ezan okumayı bırakan Bilal-i Habeşinin, Kudüs fethedildikten sonra Hz. Ömer’in ricasıyla gözyaşları içerisinde ilk ezanını okuduğu Mescid-i Aksa…

Hz. Davut’un, Hz. Süleyman’ın, Hz. İbrahim’in, Hz. Yakub’un, Hz. Lut’un, Hz. İsa’nın ayak bastığı, mühürlerini vurdukları, müminlere yurt olan Kudüs…

Hz. Ömer’in adaleti ve merhametiyle aslına dönen, Selahaddin-i Eyyubi’nin etrafını temizleyip ümmete emanet ettiği Kudüs…

Her müminin sahip çıkması gereken, aklının ve kalbinin en özel yerine kondurması gereken, uğruna nice canların Şehit verildiği ortak ülkü Kudüs…

Her ümmetin kendinden sonrakilere kutsal emaneti Kudüs…

Ancak biz emaneti yeterince sahiplenemedik, gereğince kardeşlerimizin yanında olamadık. Gür bir seda ile davayı dillendiremedik. Sonraki nesillerimizde bir Kudüs bilinci geliştiremedik.  Acılarını sahiplenmede dahi vahdeti  sağlayamadık…  

Gözlerimiz buğulu, kalbimiz yaralı, vicdanımız sızılı… Çünkü;

Ey Nebi, Rabbe yol bulmak için yöneldiğin ilk kıblene Mescid-i Aksa’ya sahip çıkamadık… Harem-i Şerif’e uzanan kirli ellere engel olamadık.

Bunun utancıyla dönüyoruz Kabe-i Muazzama’ya belki…

Belki bu yüzden dönemiyoruz hiçbir şekilde yüzümüzü Mescid-i Aksa’ya, utancımızdan Ya Resulallah…

Ey Ömer, tevazu ile girdiğin Kudüs’e, Davud mihrabında dua ettiğin Mescid-i Aksa’ya kirli postallarıyla giren aşağılık maymunlara engel olamadık… Televizyondan canlı yayında belgesel seyreder gibi seyrettik…

Yürüyemedik senin gibi Kudüs’e, adımız, namımız da korkutmadı onları…

Birliğimizle birlikte heybetimizi de kaybettik… Senin ismini anmaya yüzümüz yok, senin eminliğine teslim edilen anahtarı yitirdik.

Ey Selahaddin, Mescid-i Aksa’nın hoparlöründen imamın çağrısı yankılandı sağır yüreklerimizde…

Utancımızdan kulaklarımızı kapattık… Seslendiği biz değildik çünkü; seni sesleniyordu çağlar öncesine…

Toprak üstündeki bir buçuk milyar müslümandan  umut kesmiş olmalı ki toprak altındaki sana sesleniyordu.

“Aksa’nın şerefi ayaklar altında, neredesin Ey Selahaddin, neredesin Ey Selahaddin”

Söyle şimdi bize Ey Selahaddin, Harem-i Şerifin muhafazasına çağırılmayan bu bedenlerimiz neye yarayacak.

Vicdanlarımızı kanatan “Kudüs işgal altındayken ben nasıl gülebilirim.” sözüne karşın söyle biz ne yapalım.

Ey Filistin, Ey Kudüs, Ey Gazze…

Ey bir buçuk milyar müslümanın izzetini, şerefini omuzlarına yüklenen kardeşlerim…

Size ümmet yek vücut, tek yürek oldu, davanızı haykırıyor demek isterdim ama Filistin gibi, Kudüs gibi, Mescid-i Aksa gibi ortak bir dava dahi bizi ortak bir protestoda bir araya getiremedi.

Vahşi işgalci İsrail’in yapıp ettikleri Arş-ı âlâyı titretirken onların bayrağını başbakanlık binalarına asan bir Avusturya, Onlara başsağlığı dileyen bir Fransa ve sınırsız destek veren ABD ve diğer batı devletleri boy boy haber olurken aynı kıbleye yönelen, aynı kitabı okuyan, aynı peygamberi takip eden ve aynı Allah’a inananlar güçlü bir ses çıkaramadılar…

Kudüsün, Şey Cerrah’ın, Gazze’nin yakılan, yıkılan evlerini; çocuğundan yaşlısına, kadınından erkeğine şehitleri görünce size mi üzüleyim kendi halimize mi eyvah edeyim bilemedim…

Tutuklananlar gülümsüyor; eşlerini, çocuklarını şehit verenler Allah’a hamd ediyor, şehidinin ardından tatlı ikramı yapıyor, şehit cenazeleri tekbir sesleri eşliğinde şehitliklere götürülüyor… Bizse…

İnşallah sizin direnişiniz, bizim dirilişimize vesile olsun… Rabbim sizin cesaretinizi, kıyamınızı ümmetin önderlerinin ve halklarının uyanışına ve vahdetine vesile kılsın.

Halil HAN

Mayıs 2021

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir