DAVETÇİ DOĞMAK
Bir işi çok güzel yapanlar için “âdeta bu iş için doğmuş” denir.
Allah’ın dinini davet etmek için de bu tür mü’minlere her zamankinden daha fazla ihtiyaç vardır.
Her şeyi elimize yüzümüze bulaştırdığımız, insanları soğuttuğumuz gibi dinden, imandan da soğutmadık mı?
Bedellisi bedelsizi bir sürü kişinin el attığı ama büyük çoğunluğunun muktedir olamadığı bir şey var, o da Davetçilik?
” İçinizden Allah’a çağıran ve Ben Müslümanım” diyen davetçilerden daha doğru sözlü kim olabilir ki? “İçinizden hayra çağıran, iyiliği emreden, kötülüğe engel olan hayırlı kişilerden daha fazla kurtuluşa layık kim var ki?
” Her işi herkesin yapması kadar, karışık bir iş yoktur. Davet işi de böyledir.
Bazıları âdeta davetçi doğar, bazıları sonradan olur. İyi bir davetçi, başkalarının kendisini istekli bir şekilde dinlemesini sağlayacak kadar etkili bir insandır. Bir vizyon sahibidir, bir hayali ve bu hayalin peşinde koşacak tutkusu vardır. Analitik becerilere, karar verme yeteneğine, çelik gibi bir iradeye ve azimli bir bakış açısına sahiptir.
Davetçi büyük hedefleri hayal eder ve onu hayata geçirmek için cesareti vardır. Dürüstlük, özveri, samimiyet ve yeni fikirlere/yeniliğe açık olma gibi erdemlere sahiptir.
Bütün Hocalar iyi birer davetçi midir? Bu soru, bir cemaatin büyümesinde ve başarısında etkin davetçilik rolüne vurgu yapan “adanmış davetçilik” kavramını doğurmuştur.
Hocaların bir çoğunun planlama ve organize etme yetenekleri zayıftır ama Davetçi Hocaların planlama, organize etme, görevlendirme ve etkili iletişim gibi becerilere sahip olması gerekmektedir. Tıpkı Rasulullah’ın Mus’ab Bin Umeyr gibi bir davetçiyi planlı, organizeli bir şekilde Medine’ye yönlendirdiği gibi.
“Atanmış Hoca işleri doğru yapar, yapmaya çalışır ancak Davetçi Hoca ise doğru işi yapar”. Fakat ikisi arasında kaldığımızda, Hocalar mükemmel davetçi ve Davetçiler de etkin birer imam, önder, hoca olurlar. 5-6 tane cemaati olan küçük bir Camideki bir İmam, yüzlece cemaati olan büyük Camideki bir imamdan daha fazla iş yapabilir. 5-6 ders grubu olan bir Davetçi, 5-6 milyonluk cemaate, tarikate vaziyet eden bir Hocadan daha büyük ufuklara sahip olabilir ve cemaatini bu doğrultuda yetiştirebilir. Daha ihlaslı, hayırlı ve bereketli işler yapabilir. Sayıların kalabalık olması, Allah katında büyük bir lütuf değildir. Asıl olan salih, takvalı, doğru dürüst işlerdir.
Ve davetçilik, bir caminin, cemaatin dünya ve ahirette kazanması için eldeki imkanları en iyi şekilde kullanma yeteneğine sahip olmasıdır. Bu yüzden, Davetçiler yetiştirilmelidir. Evet, Davetçiler fakir ya da zengin olabilir, medreseden mektepten çıkmayabilir. Ama bir cami, cemaat kendi davetçilerini yetiştirmek zorundadır. İslam’ın yarınları için bugünün genç davetçilerine yatırım yapılması elzemdir.
Nasıl mı? Onlara iyi bir davetçinin sahip olması gereken nitelikleri aşılayarak… Davetçilik faaliyetleri ve davet çalışması, çocuklarda erken yaşta başlatılmalıdır. İlk okulda başlayacak bir çalışma, ileriki yaşlarda kesinlikle meyvelerini verecektir. Davetçinin mücadeleye erken başlaması, akranlarına göre daha fazla yol almasına ve hassasiyet kazanmasına olanak sağlar.
Davetçilik özelliklerini öğretmede “davet ortamı” kesinlikle önemlidir. Davet yolunda çocukların ve gençlerin ilgi duyacağı etkinlikler, çocukların ve gençlerin gizli davetçilik özelliklerini tespit etmeye ve onları yetiştirmeye yardım eder.
Cemaat düzeyinde yürütülen davetçilik uygulamaları cemaatteki “doğru davetçileri” tespit etmeye ve sahip oldukları davetçilik becerilerini geliştirmeye yardım eder.
Bir cemaat, bir camii, bir hareket ya da bir teşkilatın geleceği sadece, düşünceleri ve hareketleri ile kitleleri etkileyebilen kabiliyetli adanmış davetçilerin ellerinde güvence altındadır. Adanmış davetçiler dinleme, düşünme, ileriyi görme, anlama ve harekete geçme becerilerine sahip kişilerdir. Adanmış Davetçiler, hayal etmeye cesaret eden ve öncülük yapmak için yaşayan kişilerdir.
Ya Hocalar Davetçi, ya da Davetçiler Hoca olmalıdır. “Emaneti ehline verin” ayetini bir de böyle okuyalım.
Sait Ali Ekinci
Norveç/Drammen
